Kadına şiddette Nordik Paradoksu…

25.11.2025 - Salı 12:44

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla kadına yönelik artan şiddet ve kadın psikolojisi konusunu değerlendirdi.

Kadın ve erkek biyolojik olarak eşit değil

Kadın ve erkek arasındaki biyolojik ve psikolojik farklılıkları bilmenin bu konuyu sağlıklı anlayabilmek açısından oldukça önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Her şeyden önce, kadın ve erkek biyolojik olarak eşit değildir. Ancak toplumsal anlamda, hak ve fırsatlar bakımından eşit olmaları gerekir. Bu ayrımı net olarak yapmak önemlidir. Biyolojik eşitlik iddiası bilimsel olarak gerçekçi değildir. Bir kadının vücudunda ortalama 4 litre kan dolaşırken, bu miktar erkeklerde yaklaşık 6 litredir. Bu fark bile başlı başına fiziksel güç ve performans açısından eşitliğin olmadığını gösterir. Dolayısıyla, ‘eşitlik’ kavramı burada yanlış beklentilere yol açabilir. Beyin fonksiyonları açısından da kadın ve erkek farklılık gösterir. Kadın beyni, erkek beynine kıyasla empati kurma becerisi açısından daha güçlüdür. Bu fark çocuk yaşta bile gözlemlenebilir. Anaokulunda bir çocuk düştüğünde erkek çocuklar oyuna devam ederken, kız çocuklar yardım etme eğilimi gösterir. Yani bu, empati eğiliminin doğuştan geldiğini gösteren önemli bir örnektir.” dedi.

Kadın ve erkek beyni sorun çözme stilleri açısından da farklı çalışıyor

“Kadın ve erkek beyni sorun çözme stilleri açısından da farklı çalışır. Erkekler stres altında kaldıklarında içe çekilip yalnız başına çözüm ararken; kadınlar paylaşarak, konuşarak rahatlama ihtiyacı duyar.” diyen Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:

“Bu durum da zaman zaman yanlış anlaşılmalara neden olur. Erkekler ‘sorunu kendi içinde çözmeye çalışırken’ suskun kalabilir. Kadın ise ‘iletişim kurarak çözüm aradığı’ için çok konuştuğu zannedilebilir. Oysa bu, farklı stres yönetimi stillerinin sonucudur. Eğer bireyler olgunlaşmışsa ve birbirinin yaklaşımına duyarlıysa, bu farklılıklar arasında denge kurulabilir. Beynin sol lobu daha çok mantık, muhakeme, analiz, hesaplama ve konuşma gibi işlevlerle ilgilenirken; sağ lob ise duygular, sezgiler, sanat ve estetik gibi alanlarla ilişkilidir. Sol beyin daha erkeksi; sağ beyin daha dişil özellikler taşır. Ön beyin ise bu iki yarımküre arasında denge sağlar. Eğer birey bu dengeyi kuramazsa ya aşırı rasyonel ya da aşırı duygusal bir yapıda kalabilir. Bu nedenle sağlıklı karar alma süreci için beynin ön bölgesinin iyi çalışması gerekir.”

Cinsellik açısından da kadın ve erkek arasında belirgin farklar var

Biyolojik farklılıkların sadece beyinle sınırlı olmadığını kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Duygusal yönelimler ve cinsellik açısından da kadın ve erkek arasında belirgin farklar vardır. Erkek beyni daha çok erotizm odaklı çalışırken, kadın beyni romantizm odaklıdır. Bu fark, örneğin kısa süreli ilişkilerde de kendini gösterir. Erkek ilişkiden sonra duygusal bağ kurmadan hayatına devam edebilirken, kadın – beklentisi olmadığını bilse bile – duygusal bir karşılık bekleyebilir, telefon bekleyebilir. Bu durum yapılan araştırmalarla da desteklenmektedir.” diye konuştu.

Kadınların özgürleşme hareketi kadın-erkek mücadelesine dönüştü

Patriyarkanın yani ataerkil kültürün, insanlık tarihinde uzun süre baskın olduğunu anlatan Prof. Dr. Tarhan, “1960’larda, özellikle II. Dünya Savaşı’nın ardından, kadınların özgürleşme hareketi dünya genelinde yükselişe geçti. Bu hareketin başlangıcında kadın-erkek eşitsizliklerinin giderilmesi yönünde çok önemli kazanımlar elde edildi. Ancak bir süre sonra bu hareket bazı alanlarda yönünü kaybetti ve kadın-erkek mücadelesine dönüştü. Bu da küresel ölçekte evlilik kurumunu ve toplumsal yapıyı olumsuz etkiledi.” şeklinde konuştu.

Kadınlar ‘hüzünlü bir prenses’ değil, ‘bilge bir kadın’ olmalıdır

Feminist aktivist bir yazarın “Kadının konforu; sadık bir eşi ve kendi banka cüzdanı olan kadındadır.” dediğini hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, şunları söyledi:

“Kadın hem ekonomik bağımsızlığa sahip olmalı hem de güvenebileceği bir eşe sahip olmalıdır. Toplumsal roller de biyolojik ve

YORUM YAZ